Image for post
Image for post

Ocak 2021’den itibaren ihracatımızda büyük düşüşe hazırlıklı olmamız lazım. Bu düşüşün döviz kuruyla, Avrupalıların vermediği TIR belgeleriyle, gümrükteki sağlık kontrolleri ile alakası yok. Tek nedeni biz olacağız. Gelin ihracat neden düşecek bakalım.

Temmuz ayında kabul edilen sosyal medya platformlarını düzenleyen yeni kanuna göre, Türkiye’de temsilcilik açmayan sosyal medya mecralarına dört aşamalı yaptırım sistemi geldi. İlk yaptırım olan 10’ar milyon TL ceza neredeyse tüm platformlara kesildi. Bir ay içinde ikinci yaptırım olan 30’ar milyon TL’lik cezalar hala temsilcilik açmayan platformlara gelecek. Sonraki yaptırım ise Türkiye’den temsilcilik açmayan mecralara Türkiye’de vergi mükellefi olan gerçek ve tüzel kişilerin reklam vermesinin yasaklanması.

Bu yasağın etkisini bir örnek üzerinden açıklayalım. Modanisa, Türkiye’nin gözbebeği internet girişimlerinden. Tüm dünyaya tesettür giyim satıyor. Türkiye’deki tesettür giyim tecrübesini e-ihracat sayesinde dünyaya açmış. Modanisa 2019’un başında Goldman Sachs’tan 15 milyon dolar yatırım aldı (o çeyrekte Türkiye’nin aldığı toplam teknoloji yatırımı 19 milyon dolardı). Modanisa satışının yüzde 40’ını Facebook’a verdiği reklamlar sayesinde yapıyor. İki ay sonra yapamayacak. …


Image for post
Image for post

Hangi ülkenin vatandaşı olduğumuzun ne kadar önemli olduğunu COVID-19 ile daha iyi anladık. Bir günde sınırlar kapandı. Hala Schengen bölgesine seyahat edemiyoruz. Ne zaman edebileceğimiz de belli değil. Oysa vatandaşlık parayla alınabilecek bir meta haline gelmişti. Gelin pasaport satışından, dijital ikamete vatandaşlık ticaretinin nasıl geliştiğine ve ülkemizin konumuna bakalım.

Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü’ne (OECD) göre yüzden fazla ülke, ücreti mukabilinde ikamet ya da vatandaşlık hakkı veriyor. En revaçta olanlar, bir ülkenin vatandaşı olup 27 ülkeye erişim kazandıran Avrupa Birliği üyesi ülkelerin vatandaşlık programları. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ya da Malta gibi ada devletleri 3 ay gibi sürelerde ücreti mukabilinde hemen pasaportunuzu veriyor. Güney Kıbrıs’ta pasaport almak için neredeyse 2,5 milyon dolar yatırım yapmanız lazım (aile indirimleri var). Bulgaristan’da 600 bin dolar. Güney Kıbrıs, Euro bölgesinde. Bulgaristan ise değil. Yani hangi blokun parçası olduğunuz pasaportunuzun maddi değerini belirliyor. Güney Kıbrıs’ın bu işten elde ettiği yatırım toplam gelirinin yüzde 7,5’i seviyesine ulaşmış. …


Image for post
Image for post

Döviz kurunun değişimine takılmışken, COVID- 19 salgınının işgücü piyasasındaki orta ve uzun vadeli etkilerini gözden kaçırmamakta fayda var. Her gün karşımıza çıkan bazı değişikliklerle beraber uzun vadeli trendleri de görmek gerekiyor. Ekim ayında yayımlanan iki global rapor önümüzdeki beş sene işgücü piyasasında yaşanacak problemlerin ipucunu veriyor.

Her yıl Davos Zirvesi’ni yapan Dünya Ekonomik Forumu geçen hafta global işgücü trendlerine dair bir rapor yayımladı. Rapordaki global ankete katılan şirketlerin yüzde 43’ü otomasyona geçecekleri için işçi çıkarmayı planladıklarını söylemiş. Tabii otomasyon ile yeni roller de ortaya çıkacak ama bu roller için yeni beceriler gerekiyor. Aynı ankete göre şirketler işgücünün yüzde 40–50’sinin önümüzdeki beş yılda yeni beceriler edinmesini bekliyor. Bain isimli danışmanlık şirketinin 2020 Teknoloji Raporu’na göre şirketler artık “maliyetleri azaltmak” için değil “işin devamlılığını sağlamak” için otomasyona geçmek istiyor. COVID-19 sonrası hastalanmayan robotlarla işlerini yürütmek için otomasyona geçmek isteyen şirketlerin oranı yüzde 5’ten yüzde 45’e yükselmiş. …


Image for post
Image for post

Ikinci dalgası gelen korona salgınının inovasyon ve girişimcilik üzerindeki orta ve uzun vadeli etkilerini düşünmek lazım. Inovasyon farklı fikirleri bir araya getirerek yapılıyor. Çeşitli düşünceleri bir araya toplamak için fikir sahipleri ile tanışmak ve yeni fikirleri dinlemek gerekiyor. Sonra farklı becerileri olan ve beraber yarar sağlayacak ortakların işbirliği yapması gerekiyor. Bunların hepsini yapabilmek için de güvene dayalı yeni ilişkiler kurmak lazım, bunun da yolu genelde fiziken bir arada olmaktan geçiyor. Bu nedenle girişimciler ortak çalışma alanlarında bir araya gelir ve dünyadaki konferansları gezerdi. Bunların hepsi korona ile sekteye uğradı.

Benzer bir durum yüz yıl önce ABD’de içki yasağı ile yaşanmıştı. Öncelikle belirtelim, Avrupa’daki kafe kültürü yerine ABD’de tarihsel olarak barlar ve içkili restoranlar en önemli sosyalleşme merkezi olmuştu. 1919’da tüm ABD’de içki yasağı ilan edilince bu sosyal hayat sona erdi. Alkol tüketimi tamamen sona ermedi, evlere kaydı, zamanla “speakeasy” denen kaçak işletmeler türedi ama hem evlere hem de bu işletmelere girmek için “tanıdık” olmak gerekiyordu. Dolayısıyla içki yasağı ile barlardaki sosyalleşmenin tesadüfi etkisi ortadan kalktı. …


Image for post
Image for post

Silikon Vadisi’ne COVID-19 ile gelen en büyük yenilik “uzaktan çalışma” oldu. Facebook, Google, vb. şirketlerin hepsi en az bir yıllığına, çoğu süresiz uzaktan çalışmaya geçtiklerini açıkladı. Uzaktan çalışmayı verimli kılan video konferans, mesajlaşma, dosya paylaşımı gibi araçlar çoktan geliştirilmişti. Fakat hepsini birden ve tüm şirket için kullanmanın ne kadar verimli olduğunu gösterecek deney bu pandemi sayesinde yapıldı. Facebook şimdi diyor ki, madem uzaktan çalışmak ofisten çalışmak kadar verimliymiş, neden San Francisco’daki pahalı yazılımcılara mahkum olayım?

Bu hafta konuştuğum bir Türk girişimci iyi yazılımcılarının işi bırakıp 4 bin Euro civarında maaşla (yaklaşık 40 bin TL) yabancı şirketlere uzaktan iş yapmaya başladıklarını söyledi. Böylece son yıllarda teknoloji startup’larımızın karşılaştığı beyin göçü meselesine, bir de Facebook için uzaktan çalışma problemi eklenmiş oldu. Mühendislerimizin yurtdışına göçünün, orada edinecekleri ilişki ağlarını Türkiye’ye bağlamaları nedeniyle aslında bir fırsat olduğunu daha önce yazmıştım. Ancak aynı durum Türkiye’de evinden Facebook’a çalışan yazılımcı için geçerli değil. Bu model yazılımcılarımızı hep aynı işi kendine verildiği kadar yapmaya mahkum ediyor. Kısa vadede düşük TL kuru ile mutluluk yaşasa da uzun vadede kendini geliştirmesi zor. Sonuç olarak, uzaktan çalışma sistemi böyle giderse bu yazılımcıları bir araya getirerek iyi bir ürün geliştirip dünya çapında marka olacak Peak Games gibi startup’lar yerine, sürekli yeni bir projede benzer bir işi yapan bir grup yazılımcımız olacak. Silikon Vadisi yüzde yüz uzaktan çalışmaya geçerken, şu an TBMM’de görüşülen teknopark reform kanununda, teknopark çalışanlarının yüzde 20–50’sinin uzaktan çalışmasına izin verilmiş. Sadece pandemi nedeniyle de bir sene muafiyet tanınmış. …


Data localisation requirements under Turkish law have so far been sector-specific and, hence, limited in scope.

Image for post
Image for post

The internet’s age of adolescence is over. For decades, we tolerated many things, waiting for the kid to grow up. But now as an adult, the internet has responsibilities. Every sovereign nation is now discussing how to regulate the Internet according to its own economic and social priorities. Once a free and homogenous network, the global Internet has effectively been split into three co-existing blocs (the so-called “splinternet”):


Image for post
Image for post
fotoğraf: webbrazzi

Anadolu iş dünyasında “en büyük iş ortağınız devlettir”, denir. Yüksek vergi oranlarını kast ederek. Eğer cep telefonu üzerinden uygulama geliştiren bir girişimciyseniz, işinizin en büyük ortağı Apple ve Google. Bir cep telefonuna uygulama soktuğunuzda, iPhone’lar için Apple uygulama dükkanından, diğer telefonlar içinse Google uygulama dükkanından geçmek zorundasınız. Her bir işlemin maliyeti %30 komisyon. Mesela bizim Peak Games’in oyununda para harcadığınız zaman %30’u Apple/Google’a gidiyor.

On küsur yıl önce ilk iPhone çıkarıldığında üzerinde sadece harita, hava durumu vb. Apple’ın kendi geliştirdiği uygulamalar çalışıyordu. O sıkıcı günleri hatırlarsınız. Steve Jobs’un yaptığı en büyük inovasyonlardan biri Apple Store’u dışarıdan uygulamalara açmak oldu. Ancak Apple bu dükkana girebilmek için uygulamaların kusursuz çalışmasını sağlayacak sıkı süreçler belirledi. Böylece telefonunuza uygulama yüklemek istediğinizde uygulamayı yazandan bağımsız olarak Apple’a güvendiğiniz için rahatlıkla indirebilir oldunuz. Apple ayrıca kendi ödeme sistemi ile kredi kartı numaranızı uygulama ile paylaşmadan pürüzsüz bir şekilde hizmet alabilmenizi sağladı. …


Image for post
Image for post

ABD’nin en büyük sinema zinciri Regal kapandı. Regal’in ABD’de 500 sinemada 7 binden fazla salonu vardı. Bu da yaklaşık 45 bin kişi işsiz kalacak anlamına geliyor. Regal, kapanmasına gerekçe olarak son James Bond filminin gösteriminin COVID-19 nedeniyle ertelenmesini gösterdi. Oysa sinema sektöründe yapısal değişim trendi COVID-19’dan önce başlamıştı. Bunu en yakından Türkiye’deki tartışmalarda görüyoruz.

Son 15 yıl içinde sinemalarımız AVM’lere taşındı. Beyoğlu’ndaki tarihi sinemaları koruma kampanyaları hüsranla sonuçlandı. Ankara’da Kavaklıdere ve Akün sinemaları sessizce kapandı. Çünkü AVM’lere ulaşım kolay, sinemaları tek salon yerine 8–10 salonlu inşa etmek mümkündü. Fakat salon sayısının artması gösterilen film sayısının artmasının önünü açmadı. Sinema işleticileri büyük filmleri birden fazla salonda gösterip seans sayısını artırmayı tercih etti. On salonlu bir AVM sinemasına gittiğinizde beşinde Recep İvedik görmek normal oldu. Sinemalar büyük yapımlara bağımlı hale geldi. …


Image for post
Image for post
credits: cnn

ABD’de teknoloji şirketlerinin yolu gittikçe daha çok mahkeme salonlarından geçiyor. İlk davacı, Uber. Bu şirket baştan beri sürücülerini bordroya almak yerine kendi hesabına çalışan şirket sahipleri olarak konumlandırdı. Uber ile sürücüleri arasında adı konmamış bir anlaşma vardı: Uber sürücüler için sigorta vb. maliyetleri ödemez ve işten çıkarma durumunda tazminat sorumluluğu ile karşılaşmaz; bunun karşılığında sürücüler zamanlarını esnek kullanır, isterse rakip platformlarla da çalışır ve işin sonunda Uber taksiden çok daha ucuza hizmet verir. Ama sürücü sayısı artıp fiyatlar düşüp, sonunda sürücüler boğaz tokluğuna çalışmaya başlayınca bu denklem bozuldu. Kaliforniya’daki politikacılar sürücülerin baskısına dayanamadı. Uber’e tüm sürücülerini bordroya alma mecburiyeti getiren bir kanun çıkarıldı. Uber tam bu şartlarda Kaliforniya’dan çekileceğini açıklamıştı ki mahkeme kanunun anayasaya aykırı olabileceği şüphesiyle yürütmeyi durdurma kararı verdi. …


Image for post
Image for post
Fotoğraf: StarTV

Türk vatandaşları Almanya’ya giderken vize isteniyor ama Alman vatandaşları Türkiye’ye gelirken vize gerekmiyor. Türk vatandaşları Rusya’ya giderken vize isteniyor ama Rus vatandaşları Türkiye’ye gelirken vize gerekmiyor. Diplomaside “mütekabiliyet”, devletlerin resmi işlemlerde karşılıklı olarak birbirlerine aynı standartları uygulaması demek. Fakat, vize örneğinde de gördüğümüz gibi mütekabiliyet devletlerin kendi ekonomik menfaatleri doğrultusunda esnettikleri bir durum. Türkiye’de turizm sektörü Alman ve Rus turistlere dayandığı için, onlar bizden vize istese de biz bu ülkelerin vatandaşlarından vize istemiyoruz.

Kişisel verilerin korunması mevzuatımız, Avrupa Birliği üyelik sürecinde oluşturuldu. Kişisel Verilerin Korunması Kurulu da dört senelik geçmişine rağmen gurur duyulacak bağımsız kamu otoritelerinden bir haline geldi. Şirketler operasyonlarını yürütebilmek için verilerini ülkeler arasında aktarmak zorunda. Yani, turizm için turistlerin seyahat etmesi gerektiği gibi iş yapmak için de verilerin seyahat etmesi gerekiyor. Yıllardır Türkiye’ye veri transferine izin vermeyen Avrupa Birliği ülkelerine mütekabiliyet esasına göre siz de bizim verimizi alamazsınız dedik. 4 Eylül’de verilen bir Kurul kararıyla Avrupa Konseyi’nin ilgili sözleşmesinin geçerli olmadığına hükmederek fiili olarak kişisel verilerin uluslararası veri transferini yasakladık.

Ussal Sahbaz

Get the Medium app

A button that says 'Download on the App Store', and if clicked it will lead you to the iOS App store
A button that says 'Get it on, Google Play', and if clicked it will lead you to the Google Play store