Üniversite tercihinde nelere dikkat etmeli?

Üniversite adaylarının zorlu tercih süreci başladı. Kimisi kılavuzu açıp geçen seneki puan sırasına göre bölümleri sıraya koyacak. Kimisi gerçekten ne okumak istediğini düşünüp ona göre karar vermeye çalışacak. Kimisi “acaba bir sene daha mı denesem” diye düşünecek. Kimisinin kararını ailesi çoktan vermiş durumda. Aslında kararların hiçbiri optimal değil.

Üniversiteye neden gidilir? En bariz neden, meslek edinmek ve sonrasında iyi bir işte çalışıp para kazanmak. Oysa amaç meslek edinmekse meslek liseleri muhtemelen daha kısa ve garantili bir yol. Üniversitelerde verilen derslerin tamamına yakınını artık online ders platformlarından hem de daha iyi biçimde almanız mümkün. Kaldı ki, yazılımcılıktan pilates hocalığına kadar birçok geleceğin mesleğinin üniversite yerine kurslarda öğrenildiği ortada.

İkinci neden, toplum içinde prestij edinmek olabilir. Üniversite mezunu olarak sözünüz daha çok sayılabilir, evlenmek istediğiniz zaman karşı tarafın ailesi nezdinde şansınız artabilir, hatta bir gün Cumhurbaşkanı olmak isterseniz malum üniversite mezuniyeti şartı var. Ancak, işsizlik oranı üniversite mezunları arasında lise mezunlarından daha yüksek. Bunun temel nedeni üniversitelerimizde verilen eğitimin piyasadaki ihtiyaçlara cevap vermemesi, buna mukabil üniversite mezunlarının toplumsal konumları ile kendilerine önerilen düşük maaş arasındaki uçurumu görüp çalışmamayı tercih etmesi.

Üniversiteler ‘ilişki ağları’ için de önemli hale geldi

Üniversiteye gitmek istemenin üçüncü nedeniyse üniversitede okurken arkadaşlıklar kurmak ve üniversite bitince de hem okulun marka değeri hem de bu arkadaşlıkların etkisiyle gireceğiniz ilişki ağı içinde hem ekonomik hem de sosyal olarak ilerleme imkanı olabilir. Bu ilişki ağları Türkiye dışına da çıkmanızı sağlayabilir ve global olarak önünüzü açabilir. ABD’de iyi üniversitelerin yılda 60 bin dolar gibi astronomik fiyatlar almasının, trilyonlarca dolar öğrenci borcunun birikmesinin, velilerin çocuklarını iyi üniversitelere sokabilmek için türlü yolsuzluklara bulaşmasının nedeni üniversitelerin sağladığı ilişki ağlarının aslında bir “lüks ürün” haline gelmiş olması.

Dersler kadar sosyal faliyetler ve staj imkanı da önemli

Bilginin kolay erişebilir hale geldiği, Türkiye’de memurlaşan akademisyenlerin ders verdiği üniversitelerin piyasadaki talebi karşılamadığı, yapay zekanın giderek geleneksel işlerin yerini alıp insani ilişkilere dayalı işleri öne çıkardığı çağımızda bence üniversitelerin en kritik işlevi bu ilişki ağlarını geliştirmek. Üniversite tercihine yeni bir ilişki ağının kapısı diye bakınca, üniversite seçim stratejisi ve üniversiteden beklentilerin de değişmesi normal.

Eğer bugünlerde bir yakınınız üniversite tercihi yapıyorsa önerilerim şunlar: Birincisi, ailesinin oturduğu şehirden başka bir yerde üniversite okusun. Böylece yeni ilişkiler geliştirmeye zorlanacaktır. İkincisi, üniversitede dersler kadar, belki de daha çok, sosyal faaliyetlere ve stajlara önem versin. Bu imkanların geniş olduğu üniversiteleri tercih etsin. Buralardaki ilişkilerin zaman içinde derslerdeki başarıdan çok daha önemli olduğunu zamanla anlaşılıyor (yine de hiç tanımayan biri ortalamanızı sorduğunda asgari sorumluluk sahibi olduğunuzu gösterecek bir seviyede başarılı olmak da lazım). Üçüncüsü, başta saydığım tercih yöntemlerinin hiçbiri doğru değil. Bölümlerin puan sırası zamanla değişiyor. Zaten kimse bu yaşta kendini meslek seçecek kadar iyi tanımıyor. O nedenle, yapılacak üniversite ve bölüm tercihinin ileride kariyer seçeneklerini sınırlayacak değiş genişletecek nitelikte olması lazım. Aynı bakış açısının staj ve iş seçiminde de uygulamak lazım. Üniversite tercihi maçın sonu değil, neyi sevdiğini anlamak konusunda uzun bir koşunun başlangıcı.

Bu yazı 06 Ağustos 2021 tarihinde Dünya Gazetesi’nde yayımlanmıştır.