Geçen hafta bir yıl aradan sonra ilk kez fiziken yapılan bir etkinliğe gittim. Uludağ Ekonomi Zirvesi buz kez İstanbul’da yapıldı. Çoğu katılımcı konferanslara katılmayı unutmuş gibiydi. Heyecanla çekingenlik birbirine karışmıştı. Enerji sektöründen bir üst düzey yöneticiye kişilerle fiziken beraber olmayı özleyip özlemediğini sordum. Hiç özlemediğini söyledi. “Dijital toplantılar hem daha verimli hem de sabah 07.45 toplantısı için 06.30’da evden çıkmam gerekmiyor” diye ekledi. Peki ofis hayatında her şey verimlilik mi?

Yine geçen hafta yatırım bankası Goldman Sachs’ın genç çalışanlarına yaptığı anketin sonuçları basına sızdı. Gençler çok çalışmaktan şikayetçi ve ruh sağlıklarını kaybetmek üzere olduklarını söylüyorlar. Ankete katılanlar haftada ortalama 108…


Bugünkü yazımızda, ülkemiz gündeminden bir an uzaklaşıp dünyadaki merkez bankalarının gündeminde neler var diye bakacağız. İlk konu sürdürülebilir finansman. Avrupa Merkez Bankası’ndan (ECB) İngiltere Merkez Bankası’na (BoE) ve ABD Merkez Bankası’na (Fed), hangi gelişmiş ülkenin merkez bankası başkanına bakarsanız, son bir senede konuşmalarında iklim değişikliğine özel yer ayırdığını görürsünüz. G20 içinde bu konuda özel bir çalışma grubu kurulacak, ve başkanının ABD ve Çin olacağı söyleniyor. Ne alakası var demeyin. İklim değişikliği tüm ülkelerdeki finansal sistemler için önemli bir risk. Merkez bankaları, hem kendi bilançolarındaki varlıklar, hem de finansal sistemin genelindeki varlıklar için bu riskin yönetimine katkıda bulunma zorunda. Yerli linyit…


Bir hafta önce açıklanan ekonomi reformları paketinin bir danışmanlık şirketi sunumu yerine belirli bir bürokratik süzgeçten geçmiş somut adımlardan oluşan yazılı bir metin olması önemli. Amazon gibi ciddi çalışan şirketler kocaman ok işaretleri ve balonlardan oluşan slaytlar yerine birkaç sayfalık yazılı metinlerle iç iletişimlerini sağlıyor. Çünkü aklınızdaki fikri yazıya döktüğünüz zaman, bir slaytı anlatırken geveleyerek gizleyebileceğiniz saçmalıkları kendiniz de görüyorsunuz.

Pakette en çok konuşulan unsurlardan biri “ürün uzayı” oldu. On küsur yıl önce Harvard Üniversitesi’nde Ricardo Haussman ve Cesar Hidalgo (sıkı bir Galatarasay taraftarıdır) tarafından geliştirilen bu yöntemin yapısal cari açığı azaltacak politikalara rehberlik etmesi öngörülüyor. …


Bu hafta ülkemizde COVID- 19 salgını nedeniyle okulların kapanmasının birinci yıldönümü. Wuhan’da ilk vaka görüleli 15 ay, salgın dünyayı saralı ise bir yıl oldu. Hala salgının nasıl yayıldığını ve kimleri neden öldürdüğünü, dolayısıyla salgına karşı nasıl cevap verilmesi gerektiğini bilmiyoruz. Yazın tüm mekanlar dolduğu halde neden vaka sayısı düştü, sonra kasımda neden yükseldi, geçen ay her yer kapalıyken neden tekrar yükselişe geçti, net bir fikrimiz yok. Üstelik bu belirsizlik dünyada da benzer seviyede.

Salgın öncesi son yurtdışı gezimi şubat sonunda Delhi’ye yapmıştım. Kimsenin virüsle ilgisi yoktu. Yaklaşık bir ay sonra tüm Hindistan’da sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Büyükşehirlerdeki milyonlarca göçmen…


Bu hafta GAFAM (Google, Amazon, Facebook, Apple, Microsoft) ilgili gelen üst düzey politik açıklamaları olumlu buldum. Ülkemizde dijital kodamanların tekelleşme ve kişisel özgürlükleri kısıtlama yönündeki global etkileri hakkında farkındalığı geliştirmemiz lazım.

Peki bu şirketlerle mücadelenin yolu kendi GAFAM şirketlerimizi yapmak mı? Cevabı ararken ekonominin temel kavramlarından “karşılaştırmalı üstünlük” karşımıza çıkıyor. 10 Eylül 2020 günü bu köşede şunları yazmıştım: “II. Abdülhamit hem büyük bir devlet adamı hem de iyi bir marangozdu. Kendisini marangoz değil devlet adamı kimliğiyle hatırlıyoruz. Çünkü II. Abdülhamit’in devlet adamı olarak yarattığı değer marangoz olarak yarattığı değerden fazlaydı. Aynı durum girişimler için de geçerli. …


Egemen devletler ile “dijital kodamanlar” arasındaki oyunda yeni perde Avustralya. Google ve Facebook’un insanlığa verdiği en büyük zararlardan biri bağlantılarını ve içeriklerini kullanıp hiçbir ücret ödemediği basın kuruluşlarını ekonomik olarak faaliyet gösteremez hale getirmesi. Türkiye’de bu nedenle internetin Anadolu Ajansı, Sputnik, BBC gibi devletlere ait mecraların eline düştüğünü 30 Haziran 2020 tarihli yazımda ele almıştım. Avustralya’da devlet parlamentoda görüşülen bir kanunla bu gidişe dur demek isteyince kıyamet koptu.

Yasa tasarısına göre Google ve Facebook gibi platformlar bağlantı verdikleri haberlerin sahibi medya mecralarına bağlantı başına para ödeyecek. Eğer tarafl ar ücrette anlaşamazsa devlet hakemlik yapacak. Google işin ciddiyetini anlayınca Avustralya’da medyanın…


Ev genci kavramını duymuş muydunuz? Ev genci, ne çalışan ne okuyan ne de iş arayan genç demek. Çoğu çalışma hayatından ümidini kesmiş, çalışsa da alacağı maaşın düşüklüğünden hayal kırıklığına uğramış, evde sosyal medyayla ve oyun oynayarak vaktini geçiren gençler. Habitat Derneği’nin son gençlik araştırmasına göre yurt çapında anket yapılan 18–30 yaş arası gençlerin %17’si “ev genci” (%20’si öğrenci, %18’i iş arıyor). Ev gençlerinin oranı 2017’de %12’ymiş.

Gençlerin hayata karşı bu kadar ümitsiz olmasının nedeni ne? Daha önce bu köşede de tartıştığımız, okumuş kişilerin yapay zeka dünyasına uyamayan becerilerinin rolü kuşkusuz. Ancak kafamızı kuma gömüp etkilendiğimiz global trendleri göz ardı etmeyelim…


Bu hafta teknoparkla ilgili reform düzenlemeleri Meclis’te görüşülecek. Teknopark kanunu denince aklıma hep Çin’deki tek çocuk politikası geliyor. Çin 1979’da nüfus planlaması için birden fazla çocuk sahibi olmayı yasaklamıştı. Aynı yıllarda Çin piyasa ekonomisine geçmesinin etkisiyle hızla kentleşti. Kentli aileler dünyanın her yerinde olduğu gibi Çin’de de fazla çocuk sahibi olmadıkları için kişi başına çocuk sayısı 90’ların başında zaten 1,5’a düşmüştü. Ancak bu arada tek çocuk sistemi her köyde bir denetici, bir kürtajcı gibi kendi menfaat gruplarını oluşturmuştu. Çin’de yüz binlerce köy olduğunu dikkate alırsanız bu lobinin sesinin ne kadar çok çıktığını tahmin edersiniz. Sonuçta tek çocuk politikası 2016’ya kadar…


Geçen gün sosyal medyada yazan birinde gördüm. Internet’ten satın aldığı web kamerası kabı Kars’tan, saç maşası Diyarbakır’dan İstanbul’a geliyormuş. Acaba e-ticaret yerel kalkınma için yeni bir araç olabilir mi diye sormak için TOBB E-Ticaret Meclisi Başkanı değerli dostum Ozan Acar’ı aradım. Ozan’ın gönderdiği Trendyol etki analizi raporu sonuçlarına göre, bu platform üzerinden üç büyük il dışında satış yapan işletmelerin sayısı 2019’da 4 bin iken 2020’de 56 bine çıkmış. 2023’teki hedefleri 160 bin. Böylece satıcıların yarısı üç büyük ilin dışından olacak.

E-ticaretin yerel kalkınma etkisinin en iyi görüldüğü ülkeyse Çin. Hemen belirtelim, dünyadaki toplam e-ticaretin yüzde 40’ı Çin’de yapılıyor. Alibaba ve…

Ussal Sahbaz

Get the Medium app

A button that says 'Download on the App Store', and if clicked it will lead you to the iOS App store
A button that says 'Get it on, Google Play', and if clicked it will lead you to the Google Play store