Dijital TL ile ilgili 4 siyasi soru

Geçen hafta El Salvador, Bitcoin’i ulusal para birimi olarak kullanmaya başladı. Hemen “Orhan Gazi kendi adına sikke kestirdiğinden beri bir milletin bağımsızlık sembolü parasıdır” demeyin. El Salvador, zaten 2001’de kendi para politikasını yönetmeyi beceremediğini anlayıp Amerikan dolarını para birimi olarak kabul etmişti. Milli gelirinin önemli bir bölümü işçi dövizlerine veya turizme dayanan Latin Amerika’da Panama, Ekvador (Amerikan doları) veya Avrupa’da Karadağ (Euro) gibi küçük ülkeler için kendi para birimini yönetmekle uğraşmamak fena fikir değil.

El Salvador’un Bitcoin’i de para birimi olarak kabul etmekteki amacıysa işçi dövizlerinin transferini ucuzlatmak, aracılara para kaptırmamak. Talihsizlik o ki, ilk hafta Bitcoin’in değeri %10’dan fazla düşünce El Salvador halkı devlet başkanının her bir vatandaşına hediye ettiği 30 dolarlık Bitcoinleri bozdurmak için bankamatiklere akın etti. Zamanla sistem oturacak ve bu deneyden El Salvador zararsız çıkacak diye düşünüyorum. Türkiye kendi para birimini tek yanlı olarak terk edemeyecek kadar büyük bir ekonomi olduğu için bizim de kendi merkez bankası dijital paramız konusunda düşünmemiz lazım. Bu hafta TCMB paydaşları ile ‘Dijital Türk Lirası İşbirliği Platformu’ oluşturarak Dijital TL çalışmaları için önemli bir adım attı.

Mevcut nakit ve kaydi para yerine, doğrudan merkez bankası tarafından çıkarılacak dijital paraya “merkez bankası dijital parası” (MBDP) deniyor. Para dediğiniz ekonomideki işlemleri yapmak için bir yöntem. Uzun asırlar altın, gümüş gibi değerli metaller para olarak kullanılmış. Bir dönem paraları özel bankalar basarmış. Devletlerin kontrolündeki merkez bankalarının para arzını kontrolü ve bastıkları parayı bankacılık sistemi aracılığıyla dağıtması aslında 20. Yüzyılın inovasyonu. MBDP eğer 21. yüzyılın yöntemi olacaksa, parasal sistemdeki geçiş birçok sancıyı da beraberinde getirecek.

MBDP merkez bankasından doğrudan vatandaşlara verileceğine göre artık paranızı bankada mevduat hesabınızda saklamanıza gerek kalmayacak. Peki mevduat toplayıp kredi vererek para kazanan bankalar ne yapacak? Bankaların üçüncü fonksiyonu olan ödeme işlerinin fintekler taraşından daha etkin yapıldığını zaten bir süredir görüyoruz. Bankaları ayakta tutmak için yapılan bir öneri, merkez bankalarının MBDP’leri doğrudan vatandaşa vermek yerine bankalar üzerinden çıkarması veya merkez bankasındaki hesaplarda tutulabilecek MBDP miktarının sınırlandırılması. Bunlar bankacılık sistemine suni teneffüs önlemleri gibi geliyor.

Peki mevduat bankalardan kaçarsa krediyi kim verecek? Merkez Bankası mı? Kamunun eline kredi piyasasıyla ilgili böyle bir gücün geçmesi de ayrı bir risk. Kaldı ki, dünyada hiçbir merkez bankasının tüketicilerle iş yapmak gibi ne kültürü ne de tecrübesi var. Hiç çağrı merkezi işleten merkez bankası gördünüz mü mesela?

Vatandaşın özel hayatı nasıl korunacak? Nakit kullanmanın bir diğer avantajı da bu. MBDP kullanıldığında işlemlerin takip edilmesi çok daha kolay olacak. Dünyada ilk ve en etkin MBDP uygulamalarının, devletin vatandaşı takip etmeye en çok önem verdiği ülkelerden Çin’de çıktığına şaşmamak lazım. MBDP ile küçük miktarlarda işlemler için gizlilik kuralları önerilse de konu kara paranın aklanmasının önlenmesine gelince, bu kuralların hızla kaldırılacağını şimdiden öngörebiliriz.

Son olarak, MBDP’yi ilk uygulayan ülkeler paralarının uluslararası kullanımını artırarak başka ülkelerin para politikasını güçleştirir mi? Merkez bankalarının dijital paraya ilgisinin Facebook’un global dijital para projesi Libra’ya karşı çıktığını unutmayalım. Herkes Facebook’un 3 milyardan fazla kullanıcısının kendi para birimini bırakıp özel bir paraya kayacağından korktuğu için bu işe girmişti. Peki Çin’in e-yuanı hızla tedavüle girerse biz de dolarizasyonun dışında bir de dijital yuanizasyonla karşı karşıya kalır mıyız? Peki e-TL hızla tedavüle çıksa Balkanlarda ve Ortadoğu’da kullanılır mıydı? Gördüğünüz gibi bunlar hep teknik değil, siyasi sorular. Bu nedenle MBDP’ye bir mühendislik meselesi olarak değil bir siyasi mesele olarak görmemiz lazım.

Bu yazı 17 Eylül 2021 tarihinde yayımlanmıştır.

Daha fazlası: