Elon Musk mı Devlet Bahçeli mi?

Dün Vahap Munyar’ın SASA ile ilgili yazdığı yazı, önemli bir konuyu yeniden gündeme getirdi. Vahap Munyar, dün Twitter’daki “SASA Polyester” hesabından bir uyarı mesajı almış. Mesajda deniyor ki, biz SASA’nın resmi hesabı değiliz, eğer öyleymiş gibi gösterirseniz, hakkınızda işlem yaparız. Yavuz hırsız ev sahibini kovar! Vahap Bey “peki siz kimsiniz?” diye sormuş, “açıklamak istemiyoruz” demişler. Hesap 2011’de açılmış. O günden beri şirketin hesabıymış gibi açıklama yapıyor. Twitter künyesinde ise resmi hesap olmadığına dair bir açıklama yok (sonunda dün bu yönde bir tvit atmışlar).

Böyle şeyler ancak Türkiye’de olur diyorsanız yanılıyorsunuz. Kim olduğu belli olmayan hesaplar sosyal medyanın en eski ve kronik sorunlarından biri. Nitekim, Elon Musk, Twitter’ı satın alır almaz “parodi hesap” olduğunu künyesinde açıkça belirtmeyen, başkalarının adına açılmış hesaplar kapatılacak demişti. Amerikan Yüksek Mahkemesi’nin 1988’de oybirliği ile aldığı bir karara göre, parodi olduğu açıkça anlaşıldığı sürece, halka mal olmuş bir kişiyi taklit etmek ifade hürriyetinin ana unsurlarından. Elon Musk’ın açıklaması da bu kararla örtüşüyor.

Elon Musk’ın açıklamasının karşı ucunda MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin geçtiğimiz yıl yaptığı öneri bulunuyor. Bahçeli, sosyal medya hesaplarının T.C. Kimlik numarasına bağlanması gerektiğini söylemişti. Benzer bir kanun teklifi Fransa’da da bulunuyor. Nasıl banka hesabı açarken kimlik tespiti zorunluysa, sosyal medya hesabı açarken de zorunlu olsun diyorlar. İngiltere’de gündemde olan yeni bir sosyal medya düzenlemesi ise sosyal medya platformlarının, kullanıcılara kimlik tespiti yapılmamış hesaplarla etkileşime geçip geçmeme tercihi sunmasını zorunlu kılıyor. Bu önerilerin iki amacı var. Birincisi, kimin ne dediğinin belli olmasının önünün açılmasıyla sosyal medyadaki bilgi ortamının güvenliğini artırılması. İkincisi, özellikle kadınlar, eşcinseller ve azınlıklar gibi kesimlere yönelik artan tacizlerin ve trol tipi davranışların önüne geçmek.

Sosyal medyada kimlik doğrulama zorunluluğuna karşı çıkanların da iki temel argümanı var. Birinci argüman, Batı’da iptal kültürü, Doğu’da ise otoriter rejimlerin güçlenmesi nedeniyle kişilerin kendi kimlikleriyle düşüncelerini ifade etmelerinin neredeyse imkânsız hale geldiğini savunuyor. Bu nedenle de kimliğini gizleyebilmek, ifade hürriyetinin bir gereği deniyor. İkinci argüman ise Twitter’ı bir gazeteye benzetirsek, gazetecilerin “isminin açıklanmasını istemeyen kaynak”larının bu platformdaki muadilinin de kimliği belli olmayan hesaplar olduğunu savunuyor. Tabii ikinci argüman, Twitter’ın aksine, gazetelerde yayınlanan haberlerin birden çok kaynaktan teyit edildiğini ve editoryal kontrolden geçtiğini atlıyor. Öte yandan her iki argüman da başkasının ismiyle tvit atılmasına dair pek bir şey söylemiyor.

Elon Musk, geçen hafta kimlik doğrulama için gerekli “mavi tık”ları parayla dağıtacağını açıklayınca ortalık karışmıştı. Zira, Elon Musk, kullanıcılardan para almayı düşünse de işin kimlik doğrulama kısmını düşünememiş! Uygulama başlar başlamaz birçok şirket adına açılan hesaplar yalan yanlış bilgiler yaymaya başladı. Musk, “hata yapmışız” deyip uygulamayı durdurdu.

Musk, Twitter’da ilk iş olarak, kendine sadık olmayan kilit yöneticileri işten çıkarmış, bu kişilerin yerine de diğer şirketlerinden getirdiği kadroları yerleştirmişti. Mesela, bu süreçte, Brüksel ofisindeki kamu ile ilişkiler ve kişisel verilerin korunması işlerinin başındaki isimler de kovulmuştu. İşten çıkarmaların ardından Brüksel’de Twitter’ın Avrupa Birliği ile ilişkilerini düzenleyen sadece iki personel kalmış (Bu arada Twitter’ın yaklaşık beş yıldır Türkiye’de kamu ile ilişkiler yöneticisi de bulunmuyor).

Küçük bir kadroyla hızla karar verip, sonuçları gördükten sonra mevcut stratejiyi gözden geçirmeye dayanan bu yönteme “yalın girişim” (lean startup) deniyor. Silikon Vadisi’nde yeni kurulan girişimler böyle çalışıyor. Tabii birkaç kullanıcısı olan yeni şirketlerin yönetiminde kullanılan bu ve benzeri yöntemleri yüz milyonlarca kullanıcısı olan bir şirkette uygulamaya kalkarsanız, Twitter’da olduğu gibi, ciddi sorunlarla karşılaşmanız kaçınılmaz oluyor.

Şimdi adına hesap açılıp yayın yapılan SASA ne yapsın? Zaten Twitter’ın yeni sahibi, birkaç yıl önce, kendi hesabından Tesla hisseleriyle ilgili yaydığı yanlış bilgiler nedeniyle kendi ülkesinin SPK’sının soruşturması ile karşı karşıya kalmıştı. Sonrasında dosyayı kapatmak için regülatörlerle anlaşma yapsa da bu anlaşmayı ciddiye almadığını da belli etmekten hiç çekinmedi. Yani balık baştan kokar! Sosyal medyanın çıkardığı sosyal sorunlar, bir patronun çözemeyeceği kadar kompleks. Kamu otoriteleri müdahale etse, sosyal medya global, düzenlemelerse ulus devlet ölçeğinde olunca beklenen sonuç alınamıyor.

Bu yazı ilk olarak 02 Aralık 2022 tarihinde Nasıl Bir Ekonomi Gazetesi’nde yayımlanmıştır.

Get the Medium app

A button that says 'Download on the App Store', and if clicked it will lead you to the iOS App store
A button that says 'Get it on, Google Play', and if clicked it will lead you to the Google Play store