Image for post
Image for post

Girişim sermayesi fonlarının Ankara ile ne işi olur?

2008 yılında Boston’a okumaya gittiğim zaman, Harvard Üniversitesi’nde “kamu yönetimi fakültesindeki” en büyük bina olan Rubinstein Binası’nın isim babası dikkatimi çekmişti: David Rubinstein ABD’nin ve dünyanın en büyük ileri aşama girişim sermayesi fonlarından Carlyle’nın sahibi. İlk öğrendiğimde, finansçı adamın kamu yönetimiyle ne işi olur, neden acaba binayı karşıdaki iş idaresi fakültesinde yaptırmamış diye düşünmüştüm. Sonra öğrendim ki, Carlyle’ın global merkezi de New York ya da Londra’da değil, Vaşington’daymış. Hatta Beyaz Saray’ın bulunduğu Pensilvanya Caddesi’nde.

Carlyle gibi fonlar, şirketlere yatırım yapıp hızla büyümelerini sağlayacak reformlar gerçekleştirerek birkaç sene içinde yüksek getiriler elde ederler. İnceleyince öğrendim ki, David Rubinstein birçok şirketin büyümesinin önünü açacak temel parametrelerden birinin kamu politikaları olduğunu anlamış ve dünyanın en büyük fonlarından birinin iş modelini kamu politikalarını iyi anlamak ve değiştirmeye yönelik doğru paydaşlarla diyalog kurmak üzerine geliştirmiş.

Aynı 2008 senesinde ABD’de tarihin en büyük finansal krizi patlak verdi. Kriz patladığında ABD Hazine Bakanı, krizi doğuran yatırım bankalarından en meşhuru olan Goldman Sachs’ın eski CEO’suydu. Wall Street’in on yıllardır oluşturduğu düzen birkaç ay içinde çöktü. Ben okulu bitirdiğimde en iyi yeni mezunlar ilk işleri için artık Wall Street’i değil, Silikon Vadisi’ni tercih ediyordu. Silikon Vadisi 90’ların başından beri İnternet’i hep kamudan bağımsız, adeta kendi kendini yöneten bir alan olarak gördü. Haliyle Vaşington’a da uzak durdu.

Bunun bir nedeni de geliştirilen uygulamaların hep regülasyonun az olduğu tüketim sektörlerinde olmasıydı. Oysa, geçen günkü yazımda da açıkladığım üzere, Silikon Vadisi’ne giden akıl arttıkça, inovasyon finans, enerji, sağlık gibi regülasyonun çok olduğu endüstrilere yayıldı. Silikon Vadisi ile Vaşington’un ilişkileri de değişti. Google, 2003’te Vaşington’da 80 bin dolar harcama yapmıştı, 2016’da bu rakam 16 milyon dolara çıktı. Yani 200 kat arttı. Aynı dönemde şirketin toplam cirosu ise 80 kat arttı.

Carlyle teknoloji şirketlerine odaklanan bir fon değil. Denebilir ki, Google da zaten artık bir yeni girişim (startup) değil, koca bir teknoloji devi. Ama Silikon Vadisi’ndeki yeni girişimler de artık Vaşington’dan uzak duramıyor.

Her bir yeni girişimin kendi ana işleri yerine bu ilişkilere odaklanması mümkün olmadığı için, iş erken aşama girişim sermayesi fonlarına (venture capital) düşüyor. Geçen sene, Airbnb, Lyft, Coinbase gibi şirketlerin yatırımcısı Andeersen Horowitz ilk defa ayrı bir kamu politikaları bölümü kurdu. Başına da fona ortak olarak aldığı Facebook’un eski baş hukuk müşavirini getirdi. Henüz ayrı bir bölüm açmasa da mesela Kleiner Perkins de eski Demokrat Başkan Yardımcısı Al Gore ve eski Cumhuriyetçi Savunma Bakanı Colin Powell’ı danışman olarak kullanıyor.

Peki Türkiye’de durum ne? Eskiden teknoloji yatırımından ancak e-ticareti anlıyorduk. Oysa, son yıllarda Türkiye’de de finans başta olmak üzere, ulaşım, enerji, sağlık gibi regülasyonun çok olduğu sektörlerde yatırımlar arttı. Bu konuda endüstri standardı kabul edilen startups.watch’un verilerine göre, 2017’de Türkiye’de yapılan erken aşama yatırımların üçte ikisi bu sektörlere oldu.

Girişim sermayesi fonlarının ne gibi kamu politikası gündemleri olabilir?

1) Fonların tamamını ilgilendiren genel konular: Vergiler, fon yapıları, stock option gibi ticaret hukukuna dair düzenlemeler, patent ve teknoloji transferi, girişimcilik ve inovasyon teşvikleri, vb. Bu konularla ilgili olarak, 2013’te kurucu akademik danışmanı olduğum TOBB Girişim Sermayesi Sektör Meclisi çatısı altında verimli çalışmalar yapmıştık. Sonuç olarak melek yatırımcılığa yönelik vergi teşvikleri, bir erken aşama fonların fonu olan Türkiye Yatırım Fonu’nun imzasının atılması gibi birçok olumlu gelişme oldu. Daha da atılması gereken daha çok adım var.

2) Portföy şirketlerinin tek tek gündemlerini ilgilendiren konular… Birçok sektörde büyük şirketlerin veya yerleşik meslek örgülerinin kamu politikalarıyla ilgili diyaloga daha çok kaynak ayırmaları, amacı bu olması bile yerleşik oyunculara fayda sağlayan düzenlemelere yol açıyor. Yeni girişimlerin önünü açmak için kamu ile diyalog geliştirmek gerekiyor.

Global örnekler verirsek,

  • Kuvvetli markaların sahibi tütün şirketleri hep sigara reklam yasaklarını ve maktu vergilerin yükseltilmesini savunur. Çünkü reklam olmayınca pazara yeni oyuncu giremez. Maktu vergi yüksek olunca, pahalı olan kuvvetli markalarla yeni girebilecek oyuncular arasındaki fiyat makası kapanır. Oysa, bu regülasyonlar halk sağlığını korumak için konmuştur.
  • Gen editlenmesiyle ilgili yoğun düzenlemeler sayesinde, küçük yeni şirketlerin bu alanda gerekli izinleri alacak yatırımlar yapması imkansız hale gelir, inovasyonlar hep büyük tohum üreticilerinden çıkar. Oysa, bu regülasyonlar yeni teknolojilerin etkileri iyi anlaşılmadan kullanılmasını önlemek için konmuştur.
  • Araç paylaşımı girişimleri, son AB Adalet Divanı kararında da belirtildiği gibi birçok yerde ulaştırma regülasyonlarına tabi kılınır ve hizmetler taksilerle rakip olmayacak sınırlı alanlara sıkışır. Oysa, taksi plakaları ve kuralları, dijital teknolojilerle araç çağırmak ve yol bulmak mümkün değilken tüketiciler kandırılmasın ve iyi hizmet alsın diye konmuştur.

Bu örneklerin hepsinde gördüğümüz gibi, her bir yeni girişim şirketinin önüne çıkabilecek eski ekonomiye ait kamu politikaları olabilir. Bu politikaların oluşturulmasının eski bir nedeni ve birçok zaman da hala yürürlükte olmasını sağlayan çıkar çevreleri bulunabilir.

Yeni girişimlerin getirdiği inovasyonların ticari açıdan başarılı olabilmesi için, yeni iş modellerini, toplumsal faydalarını ve kamu politikası açısından karşılıklarını doğru adreslere tek tek anlatmak gereken bir döneme giriyoruz. Dolayısıyla, Silikon Vadisi’nin Vaşington’dan uzak kalamadığı gibi, İstanbul Levent’in de Ankara’da Eskişehir Yolu’undan uzak kalamayacağı bir zamandayız.

Written by

Get the Medium app

A button that says 'Download on the App Store', and if clicked it will lead you to the iOS App store
A button that says 'Get it on, Google Play', and if clicked it will lead you to the Google Play store