Korona takip uygulamasının nasıl çalışacağı sanal dünyadaki yerimizi belirleyecek

Image for post
Image for post

Sokağa çıkma yasağı ile üçüncü haftasonunu geride bıraktık. Bu seferki ‘uzun haftasonu’ ama yasaklar da göreli olarak esnekti. Görünen o ki ‘korona’ salgını birkaç haftada bitmeyecek ve sıkı yasakların uzun süre devam ettirilemeyeceği anlaşıldı. Sokağa çıkma yasağı yerine makul seviyede kontrol ile yaşayabileceğimiz sistemleri tartışmamız lazım.

Yaşamın normalleşmesinin unsurlarından biri koronavirüs bulaşan kişilerin takibi. Bu amaçla Sağlık Bakanlığımız bu hafta bir cep telefonu uygulaması çıkardı. Uygulama çevrenizde çok vaka olup olmadığını söylüyor. Bölgede risk az mı, çok mu görüyorsunuz ama sizi esas ilgilendiren yakın çevrenizi göremiyorsunuz. Dahası bir yere gidecekseniz oradaki durumu da göremiyorsunuz. Yani kullanışlılık pek düşünülmemiş. Biraz devlet işi olmuş.

Konuştuğum uzmanlar korona uygulamasının aslında iyi geliştirildiğini ama kamudan hangi verilerin alınacağında sorunlar yaşandığını söyledi. Devletimiz veri almayı sever ama vermeyi sevmez. Nitekim başka devletler -korona bir yana- ellerindeki trafik, meteoroloji, vb. birçok veriyi girişimcilere yeni uygulamalar geliştirmeleri için açarken, devletimiz e-devlette her uygulamayı kendi geliştirmeyi tercih ediyor. Açık inovasyon ile girişimcilere güç vermek yerine kamunun hantal satın alma sistemleri içinde inovasyon yapmaya çalışıyoruz.

Devlet veri paylaşmayı sevmiyor da acaba vatandaş verisini paylaşmayı seviyor mu? Uygulamayı indirdiyseniz başta vatandaşlık numaranızı girerken acaba bu işin geri dönüşü var mı, bugün koronayı takip eden devlet yarın acaba neyimizi takip eder diye de düşünmüş olabilirsiniz. Pekiyi Android telefon kullanıyorsanız tüm hayatınızın Google tarafından takip edildiğini düşünüyor musunuz? Google sadece merak edip eşinize ya da patronunuza soramayıp Google’da cevabını aradığınız soruları değil, Android işletim sistemiyle tüm hareketlerinizi takip ediyor. Eğer takip edilmek istemiyorsanız ortalama bir Türk vatandaşının üç aylık gelirini verip iPhone alıyorsunuz, sonra da 3 TL maliyeti olan şarj kablosunu kaybedince 300 TL veriyorsunuz.

Bugünlerde korona kısıtlamalarından çıkış stratejisi hazırlayan her devlet bir cep telefonu takip uygulaması peşinde. Devletlerin bu uygulamaları nasıl tasarlayacaklarına dair tutumları önümüzdeki 20 yılda internetin nasıl ABD, Çin ve Avrupa arasında bölüneceğinin ipucunu veriyor: ABD’de Google ve Apple bluetooth teknolojisi ile korona olan herkesin daha önce görüştüğü kişileri tespit edecek bir sistem geliştirdi. Amerikan sisteminde veri büyük şirketlerde toplanacak.

Çin birkaç haftadır yaygın ve zorunlu test yapıp sonuçlarını kişilere göre hazırlanmış barkodlarda topluyor. Çin’de zaten birkaç yıldır devlet dairesinde sırada öne geçip geçemeyeceğinizi, tren bileti alıp alamayacağınızı, hatta çocuğunuzun gideceği okulu bu barkodlu takip uygulamalarıyla belirliyordu. Çin’de verileri devlet topluyor.

Avrupa Birliği ise üye ülkelerin korona takip uygulamalarına dair esasları geçen hafta açıkladı. Buna göre, veriler dağıtık bir şekilde telefonlarda tutulacak, işleme üçüncü taraflar tarafından yapılacak. Avrupa’daki takipte ise kişisel verilerin mahremiyeti esas.

İnternet farklı prensipler çevresinde kurallar koyan ABD, Çin ve Avrupa arasında bölünmüş durumda. Bu bölünme koronaya verilen tepkilerle hızlanacak. Acaba Türkiye hangi modeli benimser?

Bu yazı 27 Nisan 2020 günü Dünya Gazetesi’nde yayınlanmıştır.

Kieron O’Hara ve Wendy Hall (2018). Four Internets: The Geopolitics of Digital Governance. CIGI Paper №206

Written by

Get the Medium app

A button that says 'Download on the App Store', and if clicked it will lead you to the iOS App store
A button that says 'Get it on, Google Play', and if clicked it will lead you to the Google Play store