Sokağa çıkma yasağından daha iyi yollar var

Image for post
Image for post

Son iki haftasonunu sokağa çıkma yasağı altında evimizde geçirdik. Buna rağmen 11 büyükşehir belediye başkanı sokağa çıkma yasağının sürekli hale getirilmesi için çağrı yayınladı.

Acaba sokağa çıkma yasağı en iyi çözüm mü? Bu soruya cevap aramak için Avrupa Birliği ve G20 ülkelerindeki uygulamaları inceledik.

Bizim haftasonlarına benzer şekilde sokağa çıkma yasağı uygulayan 3 ülke var:

  • Güney Afrika
  • Suudi Arabistan
  • Hindistan

Bunlardan Güney Afrika en sıkısı. Dün restoranlar kapalıysa, haksız rekabet olmasın diye süpermarketlerde dondurulmuş gıda, alkol ve sigara satışını da yasakladılar.

Suudi Arabistan’da gece olmadan önce restoran ve süpermarket dağıtımı serbest. Hindistan da 3 haftanın sonunda yasakları gevşetti. Mesela orada da restoran ve süpermarket dağıtımı serbest.

Rusya’da hem restoran ve market dağıtımı serbest, hem de köpeğinizi işetmek için evden çıkmanıza müsaade var.

Avrupa Birliği’nde en sıkı yasaklar virüsten en çok etkilenen Fransa, İtalya ve İspanya’da. İsveç’te restoranların oturma bölümleri bile kapatılmadı. Biz en sıkıya örnek olsun diye Fransa’yı inceledik:

  • Eğer işinizi uzaktan yapamıyorsanız işe gitmeniz,
  • Evinizden 1 km öteye kadar egzersiz için çıkmanız,
  • Köpeğinizi işetmek için çıkmanız

serbest. Restoran, kafe ve online market dağıtımı açık.

Fransa’da neden sokağa çıktığınızı kendi yazdığınız bir karne ile belgeliyorsunuz ve bunu güvenlik güçlerine ibraz ediyorsunuz.

Amerika kıtasına gelirsek, Kanada ve ABD’de yasaklar eyalet bazında ilan ediliyor. En sıkı eyaletteki yasak dahi Fransa seviyesinde. Hepsinde restoran, kafe ve online marketler açık.

Meksika ve Arjantin’deki uygulama Rusya’ya daha yakın. Brezilya daha gevşek.

Analizlerdeki eğilimi fark etmişsinizdir: Geri kalmış ülkeler ne yazık ki daha sıkı yasaklar koyuyor. Oysa, salgının ekonomik etkisinin fakir fukara üzerinde en olumsuz hissedileceği ülkeler de bunlar.

Bir de Asya ülkelerine bakalım. Asya ülkeleri hem virüsün yayılımında ileri evrede oldukları, hem de toplumsal güven ve kamu yönetimleri güçlü olduğu için durumları farklı. Japonya ve Kore hiçbir zaman sokağa çıkma yasağı ilan etmedi. Buna rağmen hastalığı kontrol altına almakta epey ilerideler.

Image for post
Image for post

Çin’de ise ekonomi normale döndü. Ama kısıtlamaların en yüksek olduğu zamanda, salgının merkezi Wuhan’da bile bizdekine benzer düzeyde kısıtlama olmamıştı. Mesela online restoran ve market dağıtımı hiçbir zaman kapatılmadı. Çin medyası halkın moralinin yüksek tutulmasında online restoran ve market dağıtımının önemine dikkat çekti. Hatta Çin’in bu uygulamaları dünyaya örnek olarak gösterildi.

Sokağa çıkma yasağının üç büyük zararı var:

2. Kadınları ev işlerinde aşırı yük ve şiddete maruz bırakıyor. Özellikle restoran ve market dağıtımının kapanması ev işlerinin görülmesinde kadınların üzerindeki yükü dayanılmaz boyutlara çıkarıyor. Sokağa çıkma yasağına dünyada öncelikle kadın hakları savunucuları karşı çıkıyor. Hele aile içi şiddetin yasaklarla daha da arttığı Türkiye’de bu yasakların sürdürülmesi akılcı değil.

3. Evde kapalı kalmak vatandaşın ruh sağlığını olumsuz etkiliyor. Ekonomik güçlüklerle de birleştiğinde ihtihar vakaları artıyor. Bu nedenle ölçülü bir şekilde egzersiz yapmak ya da nefes almak için evden çıkmaya izin verilmesi gerekiyor.

Image for post
Image for post

Tarih felaketlere karşı aşırı tepkiler istenmeyen sonuçlar doğurduğunu gösteriyor. Mesela Japonya Fukuşima depreminden sonra nükleer santrallerini kapadı. Depremdeki nükleer kazada ölenden daha çok kişi, santraller kapanıp elektrik fiyatları artınca evini ısıtamayıp tutulduğu hastalıklardan öldü. Bu konuda ABD’nin önde gelen ekonomi araştırma kuruluşu NBER’dan yayınlanan makale ibret verici.

Ne yapmalı?

  • Sağlık
  • Ekonomi
  • Hürriyetler

Bu dengeyi kurmanın ana unsuru doğru bilgi ile karar vermek:

İngilizcede iki farklı kavram var: lock-down ve curfew. Bunların ikisi de Türkçeye “sokağa çıkma yasağı” olarak çevriliyor. Avrupa’daki uygulama aslında “lock-down.” Geri kalmış ülkelerde ise “curfew” uygulanıyor.

Avrupa ve Amerika’nın izinden mi gideceğiz, Güney Afrika ve Suudi Arabistan’ın mı?

Bu sorunun cevabı açık.

Emniyet güçlerimiz, sayı, kaynak ve tecrübe olarak Avrupa’daki gibi nüanslı önlemleri uygulayabilecek kapasitede.

Korona ile mücadelede kendimize özgün ve dengeli yaklaşımımızı geliştirebiliriz.

Tedbir önerileri

Nüfusun kalanına yönelik ne önlemler alınmalı?

Keyfi biçimde evden çıkmak sınırlandırılmalı. Ancak şu nedenlerle evden çıkmak serbest olmalı:

1. Vatandaşın ekmeğinin korunması için işe gitmek serbest olmalı. Burada sorulacak soru işini evden yapman mümkün değil mi? Bu soruyu da çalışana sormak lazım. En iyi cevabı o verecektir.

  • Zorunlu olmadığı halde patronun kaprisi yüzünden işe gidenler veya iş yerinde sosyal mesafe önlemleri alınmayanlar için “şikayet hattı” kurulmalı. Sağlık Bakanlığı sigara konusunda bu işi yıllardır iyi yapıyor.
  • Güvenlik güçlerine ibraz için kayıtiçi çalışanlarda SGK kaydı, kayıtdışı çalışanlarda beyan esas olmalı. Kayıtdışı çalışan birinin iş için mi gezmek için mi sokakta olduğunu polisimiz zaten anlar.

Zaten berberler gibi mesafenin önlenmesi mümkün olmayan iş yerleri kapatıldı. Bunun dışında iş yerleri zorla kapatılmamalı. Bir iş yerinin açık olmasında o faaliyetin zaruriliği değil, işin yapılabilmesi için iş yerinde bulunmanın zaruriliği esas olmalı.

2. Vatandaşın ruh sağlığının korunması için makul düzeyde ferahlamak için evden çıkmak serbest olmalı. Şu gibi durumlar olabilir:

  • İki kişiyi aşmayan gruplar halinde yürümek (sabit durmadan)
  • Spor yapmak
  • Hayvan gezdirmek
  • Açık olan yerlerden alışveriş yapmak

Vatandaşın yürüyüş yapacağı caddeler araç trafiğine kapatılarak mesafe sağlanamlı. Mesela Boğaz hattı araç trafiğine kapanabilir. Biz onun yerine Boğaz’ı yaya trafiğine kapıyoruz.

3. Hem kadınların üzerindeki anormal yükün azaltılması, hem vatandaşın moralinin yüksek tutulması hem de bu işletmelerin batmaması, çalışanların sürekli olarak ekmeğinden olmaması için kafe, restoran ve online market dağıtımı açık tutulmalı.

Bu önlemlerin günlük değil sürekli olması lazım. Günlük yasaklar önceki günlerde trafiği artırarak salgının yayılımını tetikliyor. Amaç makul ölçüde sosyal hareketliliği günlere yayarak mesafeyi azaltmak olmalı.

Sonuç

Sokağa çıkma yasağı sürdürülebilir bir yol değil. Nüanslı önlemlere ihtiyacımız var. Emniyetimiz bunu uygulayabilecek kudrette.

Halk sağlığı, ekonomi ve özgürlük arasında denge kurmamız lazım.

Sokağa çıkma yasağı çığırtkanlığı yapan uzmanların çoğunun konforlu evlerinden, yüksek hızlı internet bağlantıları ile TV ekranlarına bağlandıklarına dikkat edin. Muhtemelen hepsinin düzenli bir aylık geliri de vardır. Ama cebinde bir haftalık parası olmayan yevmiyeli çalışana, önümüzdeki ay kirasını ödeyemeyecek olan restoran sahibine de kulak vermemiz lazım.

Written by

Get the Medium app

A button that says 'Download on the App Store', and if clicked it will lead you to the iOS App store
A button that says 'Get it on, Google Play', and if clicked it will lead you to the Google Play store