Türkiye’de iş modeli icadı çok, ya ihracatı?

İhracat denildiğinde aklınıza hala elbise veya araba satmak mı geliyor? Bugün yeni bir ihracat modelinden bahsedeceğim: İş modeli ihracatı. Mesela Banabi’yi kullanıp eve bir şeyler almışsanız fark etmişsinizdir ki bu işin aslı bizim bakkalların “çocukla gönderme” modeli. Bu işi daha önce ABD’de Amazon da Fresh ismiyle denemiş, ancak oradaki maliyet yapısı tutmadığı için pek büyütmemişti. Banabi, Türkiye’deki eski bir iş modeli icadımızı, kendi depolarından dijital uygulama ve motorlu kuryelerle dağıtımla modernleştirerek dünyaya açtı. Banabi’nin sahibi olan Deliveryhero grubunun iştiraki Gorillaz milyarlarca dolar değerleme ile Avrupa’nın farklı ülkelerinde aynı işi yapıyor. Gorillaz’ın başında da Kağan Sümer isminde bir Türk var.

Mutlubiev, 2014 yılında gündelikçi kadın işini modernleştirmek için kuruldu. Hem güvenilir kadın bulmak, hem de ev temizliği işini cam silme, ütü, vb. parçalara ayırarak daha etkin hale getirdi. Sonra aynı işi İngiltere, İtalya ve İspanya’da yapmaya başladı. Türkiye’nin hızlı şehirleşme ile kendi kendine yaptığı “gündelikçi kadın” iş modeli icadını o ülkelerin coğrafyasına uydurdu. Mutlubiev’in sahibi Tayga Baltacıoğlu ile son konuştuğumda, şirketin kazancının çoğunun yabancı ülkelerden geldiğini söylemişti (bunda tabii rekabetçi kurun da etkisi var).

İngiliz’in yoğurdunu İngiliz’e satan modern bakkal veya İtalya’daki gündelikçi kadını İtalyanın evine götüren temizlik işinin bize ne faydası var diyebilirsiniz. Şöyle bir faydası var: Bu işlerin değer zincirleri içinde yazılımdan pazarlamasına birçok yüksek katma değerli kısmı Türkiye’de yapılıyor. Banabi’nin sahibi olan Deliveryhero daha yeni Türkiye’de 4 bin kişilik yazılım merkezi kuracağını açıkladı. Üstelik tamamı uzaktan çalışacak. Yani Niğde’de yazılım yapıp Peru’daki dağıtım işinin bir sorununu çözecek. 2022 yılında yazılım ihracatımız sadece bu işle %10 civarında artacak.

Bir de icat edip ihraç edemediğimiz iş modelleri var. Bir tanesi “peşin fiyatına taksitle satış.” Yabancı memleketlerdeki havalı ismiyle buy-now-pay-later (BNPL). Son 2 yılda dünyada BNPL hacmi 4 kat büyümüş. Ağustos ayında Avustralya merkezli BNPL şirketi Afterpay 29 milyar dolara satıldı. Oysa bu işi ilk icat eden bizim Arçelik bayileriydi. Sonra bankaların kredi kartı sistemleriyle BNPL Türkiye’de kurumsallaştı. Aynı nedenle de globalleşemedi. Çünkü bankalar kendi kart ailelerini korumak için sistemi dışarı açmadı. Zaten hiçbir bankamızın da bu ürünü içinden çıkartıp global büyümek gibi bir hedefi olamazdı. Bağımsız bir girişimin elinde olmadığı için BNPL fırsatını kaçırdık. Rekabeti kısıtlayan geleneksel kurumsal yapılar ile icatları globalleştirmek mümkün değil.

İcat edip ihraç edemediğimiz bir diğer iş modeli de “dolmuş.” Rivayet o ki ilk dolmuş seferini Aşçı Halit isminde bir taksici 1934’te yapmış. O zaman Eminönü’nden Taksim’e 60 kuruşa gidilen yolu, aracındaki altı koltuğun her birini 10 kuruşa satarak dolmuş usulü yaptığında önce diğer taksiciler isyan etmiş. Yine de zamanla dolmuş ülkemizin vazgeçilmez ulaşım yöntemlerinden biri oldu. 2018 yılında Uber bildiğiniz dolmuş işini UberPool adıyla dünyaya açtı. 2019’da biz Uber’i yasakladık. İç pazarda rekabet olmayan işlerde iş modeli ihracatı da olmuyor.

Ne yazık ki artık zengin olmak için gömlek ve araba satmak yeterli değil. Sanayi önemli ve geliştirmemiz lazım ama ötesine de geçmek zorundayız. Bu nedenle Ticaret Bakanlığı içinde Hizmet İhracatı Genel Müdürlüğü kurulması son derece olumlu bir adım oldu. İçeride icat edip büyüttüğümüz dijital iş modellerini ihraç edebildiğimiz ölçüde zenginleşeceğiz.

Bu yazı 5 Kasım 2021 tarihinde Dünya Gazetesi’nde yayımlanmıştır.