Trolleri engellemenin Stamos yolu

Facebook 2015 yılında Alex Stamos’u siber güvenlik işinin başına geçirdiğinde dünyaya bu konuyu ciddiye aldığı mesajını vermişti. Stamos bu alanda Silikon Vadisi’nin en prestijli uzmanlarından biriydi. Bir önceki şirketi olan Yahoo’da, şirketin bilerek ve isteyerek Amerikan istihbaratına kullanıcı hesaplarını takip etmek için açık kapı bıraktığını ortaya çıkarmıştı. Stamos’un Facebook macerası, yalan haber ve ulusal güvenlikle ilgili bugünkü tartışmalara ve ne yapılması gerektiğine de ışık tutuyor.

Stamos işe başlar başlamaz Facebookta çalışan tüm mühendislerin işlerini hızlı yapabilmek için her türlü kullanıcı verisine sürekli erişim sahibi olduğunu gördü. Gözünüzde canlandırmak isterseniz, bu 12 bin sakallı genç erkeğin tanıştıkları her kadının sadece fotoğrafları, doğum günleri ve gittikleri okullar değil; Facebook’un yaptığı yapay zekâ analizleriyle belirlenen politik görüşleri, yaşam tarzları gibi bilgilere, ayrıca sildikleri de dahil olmak üzere tüm özel yazışmaları ve anlık olarak nerede oldukları verisine ulaşabilmesi demek. Stamos mühendislerin erişiminin izne bağlanması gerektiğini söylediğinde, mühendislik ekipleri bürokrasi ile uğraşmak istemeyiz, dediler. Mark Zuckerberg, “konuyu tartışıp bir sene sonra tekrar bana anlatın.” dedi. Bir yıl sonra Stamos’un karşılaştığı problemler genç mühendislerin kişisel bilgilere erişiminden çok daha büyük olacaktı.

Stamos ve ekibi, 2016 Amerikan başkanlık seçimleri sırasında kutuplaşmayı artıracak şekilde çıkan haberlerin nasıl yayıldığını araştırınca dehşete düştü. Haberleri yayacak reklamların çoğu Rusya’da St Petersburg’da bir merkezden verilmişti. Bazen ödemeler farklı kanallarla da yapılsa, Facebook mesela işlemin yapıldığı telefonun Rusya’dan alınan SIM kartla çalıştığını görebiliyordu. Sistem şöyle işliyordu: Herkesin Facebook tarafından reklam vermeyi kolaylaştırmak için hazırlanan profiline göre kişilere göre özel mesajlar oluşturuldu. Trump destekçilerine Trump’ı öven mesajlar. Mesela o kişi dindarsa, Trump’ın dini yönlerini öne çıkaran, o kişi zenginse Trump’ın vergilerin azaltılmasına yönelik düşüncelerini öne çıkaran, o kişi çok göç alan bir yerde yaşıyorsa Trump’ın göçmen karşıtı düşüncelerini öne çıkaran mesajlar reklam verilerek bu kişilerin “haber akışları”nda gösterildi. Kararsız seçmen içinse, Trump’ın rakibi Clinton’ı karalayan içerikler hazırlandı. Reklamlar sadece Trump’ı desteklemedi. Demokrat Parti’den daha uç aday Bernie Sanders’ı da destekledi. Türkiye’de papağan gibi hep aynı şeyi tekrar eden troller yerine, bu işin üstadları herkesi destekleyerek toplumu bölecek, demokratik sürece güveni zedeleyecek mesajlar vermeyi iyi biliyor.

Stamos’un araştırmaları sonrası anlaşıldı ki, trollük işini ucuza getirmek için çok uzaklarda Makedonya’nın Veles şehrinde bir merkez kurulmuş. Veles’te yazdıkları yalan haberlerin Facebook’ta aldığı beğeni sayısına göre 2 bin dolara kadar aylık gelir elde ederek Makedonya standartlarında zengin olan gençler, seçim kampanyası sırasında 140’tan fazla yalan haber içeren İngilizce web sitesi işletmişler. Stamos’un bulgularını açıkladığı yazısında Rusya’nın adını anması Facebook yöneticilerince engellendi. Araştırmasını tamamladıktan sonra tatile giden Stamos, döndüğünde ekibinin mühendislik birimlerine dağıtıldığını öğrendi. Bir süre sonra da Facebook’tan ayrıldı. Stamos geride bıraktığı raporunda Türkiye ve Endonezya’daki seçimlerde de Facebook üzerinden devlet kaynaklı müdahaleler yapıldığına işaret etmişti.

Şimdi düşünelim: Bu kadar büyük bir istihbarat operasyonu olan dezenformasyon kanunu çıkararak önlenebilir mi? Yoksa devletin görevi oyunu kurallarına göre oynayıp doğru haberleri sosyal medyadan yayacak teşkilatları desteklemek midir? Eğer illa ki bir yasal düzenleme yapacaksak, işe 2023 seçimlerindeki dezenformasyon riskleriyle başlasak olmaz mı? Mesela TV’deki propaganda konuşmalarının süresinden, miting saatlerine kadar her detayı düzenleyen seçim kanunun sosyal medyadaki siyasi reklamların işaretlenmesini ve finansal kaynağının açıklanmasını zorunlu tutmaması ilginç değil mi?

Tatili uzatanlara kitap önerisi: An Ugly Truth: Inside Facebook’s Battle for Domination. Sheera Frankel ve Cecillia Kang.

Bu yazı 27 Ağustos 2021 tarihinde Dünya Gazetesi’nde yayımlanmıştır.